Yevmiye defterinin yazdırılmamasının (veya beratta gecikmenin), kdv indirimlerinin reddedilmesine yol açabileceği yönündeki yeni danıştay kararı

Tasdikli yevmiye defterine kayıt yapılmaksızın KDV indirimi uygulanması, böyle bir durumun tespiti halinde indirilen KDV'ler reddedilmek suretiyle, çok ağır sonuçlar verebilecek tarhiyatlarla karşılaşılabilinir.
Bu haber 2017-07-17 05:17:23 eklenmiş ve 217 kez görüntülenmiştir.

Tasdikli yevmiye defterine kayıt yapılmaksızın KDV indirimi uygulanması, böyle bir durumun tespiti halinde indirilen KDV'ler reddedilmek suretiyle, çok ağır sonuçlar verebilecek tarhiyatlarla karşılaşılabilinir.

Mükelleflerin, KDV beyannamesinde indirim olarak gösterdikleri KDV yüklenimlerinin, sağlıklı faturalara ve sair yasal belgelere dayanmış olması esastır (KDVK Md. 29 ). Ancak Kanun Koyucu, KDV indirimine dayanak teşkil eden belgelerin mevcudiyeti ile yetinmemiş, KDV indirimi yapılabilmesi için bu belgelerin yasal defterlere kaydedilmiş olmasını da şart koşmuştur.

Bu şart KDV Kanunu’nun 34 üncü maddesinde şöyle ifade edilmektedir.

“ Yurt içinde sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar KANUNİ DEFTERLERE KAYDEDİLMEK ŞARTIYLA İNDİRİLEBİLİR.”

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararı vesilesiyle yevmiye defterinin yasal süresi içinde yazdırılmasının veya beratların yine yasal süresinde oluşturulmasının önemini tekrar hatırlatma ihtiyacı duyulmuştur. (Söz konusu 2017 tarihli Danıştay Kararı, aşağıdaki 1.2. no.lu bölümde açıklanmıştır.)

1.İNDİRİME DAYANAK TEŞKİL EDEN BELGELERİN YASAL DEFTERLERE KAYDEDİLMESİ ve KDV İNDİRİMİ :

KDV Kanunu’nun 34 üncü maddesinde vücut bulan ve 29 uncu maddenin 3 üncü fıkrasında bir kez daha vurgulanan bu şekil şartı uyarınca, mal ve hizmet alımı suretiyle yüklenilen ve yasal belgelerle tevsik edilen KDV, bu belgelerin yasal defterlere kaydedildiği dönemin KDV beyannamesinde (takvim yılı aşılmamak şartıyla) indirime konu edilebilmektedir.

KDV indirimine dayanak teşkil eden belgelerin, ilgili KDV beyan dönemi sonuna kadar yasal defterlere işlenmemiş olması, bir usul (şekil) eksikliğidir. Ancak Kanun Koyucu, belki de sırf mükellefleri kayıt nizamı açısından disipline etmek amacıyla, KDV indiriminin esasını etkilemeyecek bu hususu, kanun hükmünde indirimin asli şartlarından biri olarak saymıştır.

1.1. Maliye İdaresinin Görüşü :

Kanunda öngörülen bu şekli zorunluluk Mali İdare tarafından da sıkı sıkıya benimsenmiştir. İdare, muhtelif defalar belirttiği görüşlerinde, bu şekli zorunluluğun, KDV indirimine esas teşkil eden bir asli şart olduğunu, kati bir şekilde vurgulamaktadır.

Mesela Maliye Bakanlığı’nın 1991/9 sıra nolu KDV İç Genelgesinde şu ifadelere yer verilmiştir.

“Katma Değer Vergisi Kanununun yukarıda belirtilen 29 ve 34. maddeleri ile indirim hakkının, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılı aşılmamak koşuluyla ilgili belgelerin kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, deftere kaydedilmeyen alış faturalarında kayıtlı katma değer vergisinin indiriminin, kesinlikle mümkün olamayacağı açıktır.

Yüklenilen vergi, faturada ayrıca gösterilmiş olmasının yanında, ancak kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir. Bu yöndeki Danıştay kararları da müstakar hal almıştır.

Bu nedenle mükelleflerin kanuni defterlerine kaydetmedikleri katma değer vergisini, belgenin ait olduğu dönem beyannamesinde indirim konusu yaptıklarının tespit edilmesi halinde, söz konusu indirimlerin reddedilmesi gerekmektedir. Bu şekilde, kabul edilmeyen indirimlerin beyannamenin indirilecek katma değer vergisine ait bölümünden çıkarılmasından sonra, yapılacak hesaplama sonucu mükellefçe ödenmesi gereken bir verginin çıkması halinde, bu miktarın Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre cezalı olarak isteneceği tabiidir.”

1.2. Danıştayın Görüşü :

İdarenin, defterlere kaydedilmeden ilgili dönem beyannamesinde indirim konusu yapılan vergilerin indiriminin yasaya uygun şekilde yapılmadığı ve bu nedenle eksik hesaplanan verginin cezalı olarak tahsiline yönelik görüş ve uygulaması çoğu kere vergi yargısına intikal etmiştir. Yargıya intikal eden olaylarda Danıştayın bu konuda farklı görüşlerle kararlar verdiği görülmektedir.

Danıştay bazı kararlarında, indirime dayanak teşkil eden belgelerin yasal defterlere geç kaydedilmesinin yalnızca bir usul eksikliği olduğu, görüşünü benimsemiştir.(1) Bir kısım Danıştay kararlarında ise, Maliye İdaresinin anlayışına paralel olarak, yasal defterlere kaydedilmemiş belgelere dayalı KDV indiriminin mümkün olmadığı görüşü benimsenmiştir.(2)

Vermiş olduğu kararlara yansıttığı bu iki farklı görüşü nedeniyle Danıştay’ın, uyuşmazlıklarda ne yönde karar vereceğini kestirmek mümkün olmamaktadır.

Ancak; Herhangi bir Danıştay Dairesi kararından daha fazla anlam ifade eden Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun aşağıda belirttiğimiz iki kararı Danıştay görüşünün de Maliye İdaresi görüşüne yakın olduğunu göstermektedir.

• Karar metninde yer alan aşağıdaki ifadeler, yasal defterler yazılı olmadığı sürece KDV indirimi yapılamayacağı yönündeki görüşü aksettirmektedir.
-------------------------------------------------------------------------------------------------
1) Danıştay 9. Dairesi’nin ; 11.02.1993 tarih ve E: 1992/3007 K: 1993/507 sayılı kararı
Danıştay 9. Dairesi’nin ; 21.04.1993 tarih ve E: 1992/4186 K: 1993/1825 sayılı kararı
Danıştay 9. Dairesi’nin ; 09.05.1994 tarih ve E: 1993/2348 K: 1994/2262 sayılı kararı
Danıştay 9. Dairesi’nin ; 13.12.1994 tarih ve E: 1994/4477 K: 1994/4974 sayılı kararı
Danıştay 11. Dairesi’nin ; 18.05.1995 tarih ve E: 1995/545 K: 1995/1523 sayılı kararı
Danıştay 9. Dairesi’nin ; 10.10.1995 tarih ve E: 1994/5809 K: 1995/2436 sayılı kararı
Danıştay 9. Dairesi’nin ; 07.12.1995 tarih ve E: 1995/1435 K: 1995/3312 sayılı kararı
2) Danıştay 7. Dairesi’nin ; 09.11.1988 tarih ve E: 1987/2441 K: 1988/2506 sayılı kararı
Danıştay 7. Dairesi’nin ; 13.12.1988 tarih ve E: 1987/4642 K: 1988/2827 sayılı kararı
Danıştay 7. Dairesi’nin ; 16.11.1990 tarih ve E: 1987/4184 K: 1990/3566 sayılı kararı
Danıştay 7. Dairesi’nin ; 07.10.1992 tarih ve E: 1989/1196 K: 1992/5316 sayılı kararı
Danıştay 9. Dairesi’nin : 10.02.1993 tarih ve E: 1992/5763 K: 1993/485 sayılı kararı
Danıştay 7. Dairesi’nin : 03.10.1994 tarih ve E: 1992/2398 K: 1994/4477 sayılı kararı
Danıştay 11.Dairesi’nin ; 15.10.1998 tarih ve E: 1997/1177 K: 1998/3150 sayılı kararı
Danıştay 11.Dairesi’nin ; 16.03.1998 tarih ve E: 1997/286 K: 1998/1029 sayılı kararı

“………….. yüklenilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için ………………. alış belgelerinin yasal defterlere kaydedilmiş olmasının zorunlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

Öte yandan, ……………… alış belgelerinin bilgisayarla tutulan muhasebe fişlerine geçirilmesi, yüklenilen verginin indirimine yeterli görülmemiştir.”

• İkinci ve yeni karara konu olayda mükellefin 2006 yılı defterlerine, 23.10.2007 tarihinde yapılan bir operasyon kapsamında el konulmuştur. El konma anında defterler boş haldedir.

Yevmiye defterinin 2007 sonlarında boş halde olmasının, 2006 yılında yapılan tüm KDV indirimlerinin dayanaksız olduğu anlamına geldiği iddiasıyla bu mükellefin 2006 yılına ait KDV beyannamelerindeki tüm KDV indirimleri yok sayılmak suretiyle cezalı KDV tarhiyatı yapılmıştır.

Vergi mahkemesi 2006 yılı KDV beyannamelerinin verildiği tarihlerde resmi defter kayıtlarının yapılmamış halde bulunduğunun sabit olduğunu gerekçe göstermek suretiyle, mükellefin açtığı davayı reddetmiştir.

Mükellef temyiz için başvurduğu Danıştay 9. Dairesi, Vergi Mahkemesi Kararını bozmuş (3) fakat vergi mahkemesinin direnmesi üzerine olay Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna intikal etmiştir.

Yeni ve mükellef aleyhine sonuçlanmış olması nedeniyle önem arz eden bu karara ilişkin detaylar ilişikte sunduğumuz karar metninde görülebilir.

Bu kararlar ışığında, yasal defterlere kaydedilmeksizin yapılan KDV indiriminin yasaya uygun olmadığının Danıştay tarafından da kabul göreceği ihtimalinin yüksek olduğu ortaya çıkmaktadır.

Sonuç olarak, yasal defterlere kaydedilmemiş KDV yüklenimlerinin indirilmesi, cezalı tarhiyata uğrama riski getirmekte olup, böyle bir tarhiyata karşı açılacak davanın mükellef aleyhine sonuçlanması ihtimali de göz ardı edilemeyecek kadar yüksektir.

2. KDV İNDİRİMİ İÇİN BELGELERİN KAYDEDİLMESİ ZORUNLU OLAN DEFTER YEVMİYE DEFTERİDİR :

KDV indirimine dayanak teşkil eden belgelerin yasal defterlere kaydedilmesi şartında önem arzeden bir husus da kanunda kastedilen yasal defterlerin hangi defterler olduğudur?

Bilindiği gibi bilanço esasına tabi mükellefler VUK’nun 182 nci maddesi uyarınca yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri tutmakla yükümlüdürler. Mükelleflerin KDV indiriminden yararlanabilmesi için tüm bu defterleri işlemiş olmaları gerekmekte midir?








(3) Danıştay 9. Dairesinin 04.11.2014 tarih ve E:2011/5681, K:2014/7135 sayılı kararı.





Kanundaki ifade “... ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla... ” şeklindedir. Yani vesikaların dolayısıyla vesikaların içerdiği bilgilerin defterlere kaydı söz konusudur. Vesikalar muhasebesel anlamda mal yahut hizmet bedeli ve KDV içermektedir. Yine Kanunun kayıt düzeni başlıklı 54 üncü maddesinde katma değer vergisi mükelleflerinin tutulması mecburi defter kayıtlarını bu verginin hesaplanmasına ve kontrolüne imkan verecek biçimde düzenlemeleri gerektiği, bunun için vergi konusu işlemlerin mahiyeti, vergisiz tutarları, hesaplanan vergi, indirilebilir vergi miktarlarının açıkça gösterilmesinin şart olduğu belirtilmektedir.

Bu hükümler ışığında, sadece yevmiye defterinin kaydedilmiş olmasının KDV indirimi bakımından yeterli olacağı ortaya çıkmaktadır.

Çünkü :

- Yevmiye defterinin işlenmesi ile 54 üncü maddedeki tüm gerekler yerine getirilmiş olmaktadır.

- Defteri kebir de bir yasal defter türü olmakla ve KDV hesaplarını içermekle beraber bu defter yevmiye kayıtlarının tasnifli şekilde tekrarı için tutulmakta ve tali nitelik taşımaktadır. Nitekim bu defter vergi usulü açısından tasdike tabi değildir.

Dolayısıyla yevmiye defteri dışındaki defterlerin yasal süresi içinde yazılmamış olması sadece usulsüzlük cezasını gerektirir ancak bize göre KDV indirimini engelleyemez.

3. İŞLEMLERİN YASAL DEFTERLERE KAYDEDİLMESİ İÇİN ÖNGÖRÜLEN SÜRE :

VUK’nun 219 uncu maddesi şöyledir :

Kayıt Zamanı:

Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. Şöyle ki:

a) Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.

b) Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanato ve bordro gibi yetkili amirlerinin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.

c) Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defteri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir.

Görüldüğü gibi indirim içeren KDV beyannamesinin verilme süresi sonunda, bu indirime dayanak teşkil eden belgelerin, ya resmi defterlere işlenmiş olması, ya da muhasebe fişi kullanan işletmelerde yetkililerin parafını taşıyan muhasebe fişlerine bağlanmış olması gerekir.

Ancak 45 günlük süre dolduktan sonra yapılan incelemede, inceleme elemanı muhasebe fişlerinin yazılıp paraflanmış olmasıyla yetinmeyecek, bunların yevmiye defterine işlenmiş olmasını isteyecektir. Her ne kadar muhasebe fişine 10 gün içinde kayıt yapılması yasal deftere kayıt sayılmakta ise de, deftere kayıt işleminin 45 günden fazla geciktirilemeyeceği hükmü karşısında ve fişin 10 günlük sürede düzenlenmiş olduğunun ispat edilemeyişi dolayısıyla muhasebe fişlerinin böyle bir incelemede ibraz edilebilmiş olması, KDV indirimlerinin reddi suretiyle tarhiyat yapılmasını engellemeyecektir.

Vergi usulü açısından kayıt süreleri böyle olmakla beraber, KDV açısından, belli bir aya ait kayıtların o ay ile ilgili KDV beyan süresi dolmadan önce yevmiye defterine yazılmış olması istenmektedir.(KDV Kanunu’ndaki bu hüküm her bir ayın defter kayıt süresini, izleyen ayın ilk 24 gününe hapsetmektedir.)

4. MÜKELLEFLER NEDEN MUAMELELERİNİ YASAL DEFTERLERE ZAMANINDA KAYDETMİYORLAR :

Yukarıda da belirtiğimiz üzere mükelleflerin KDV indirimine dayanak teşkil eden belgelerini yasal süresi içerisinde defterlerine kaydetmemeleri VUK açısından, birinci derece usulsüzlük cezasıyla (VUK Md. 352/I-6 ) geçiştirilebilmekte, ancak KDV açısından, indirilen KDV’nin reddi gibi çok vahim sonuçlara neden olabilmektedir.

Peki tüm bu sonuçlar ortadayken bazı mükellefler (özellikle mükelleflerin muhasebesini tutmakla yükümlü olan yetkililer) neden muamelelerin defterlere kaydını yasal süreleri içerisinde yapmıyorlar?

Bu sebeplerden birkaçını bize göre şöyle sıralamak mümkündür.

• İşletme sahip ve yöneticilerinin muhasebeye gereken önemi vermemeleri, muhasebe kadrolarının sayı olarak ve/veya tecrübe itibariyle yetersiz olması, ücret düşüklüğü, yoğunluk gibi nedenlerle bu kadroların sık sık değişmesi, isteksiz çalışması, bu kadroların muhasebe dışı görevlerle meşgul edilmesi gibi nedenlerle defter yazımının ihmale uğraması sık karşılaşılan nedenlerdendir.

• Günümüzde artık pek çok işletme muhasebesini bilgisayar ortamında tutmakta, defterler printerle yazdırılmaktadır. Bu işlemin yarattığı külfet, takip edecek eleman yetersizliği gibi nedenler defterlerin uzun dönem aralıklarıyla yılda birkaç kez veya yıl sonunda bir defada yazdırılmasına sebep olabilmektedir.

Eğer mükellef böyle bir sebeple defterlerini yazdırmayı aksatıyorsa, yukarıda belirttiğimiz üzere, bir incelemede, defterlere kaydedilmeden indirilen KDV’ nin reddedilmesi gibi çok vahim sonuçlarla karşılaşabileceğini aklından çıkartmayarak, bu işlem için mutlaka zaman yaratmalıdır.

Bu konudaki tavsiyemiz muhasebe fişlerinin 10 gün içerisinde düzenlenmesi, yasal defterlerin de aylık periyotlarla ve müteakip ayın 24 ünden önce yazdırılmasıdır.

• Bu sebeplerden belki de en önemlisi, işletmenin muhasebe sorumlularının veya diğer yetkililerin defter yazdırmaktan çekinmeleridir. Bu çekinme iki farklı durumdan doğmaktadır.

- İşletmenin iyi niyetli muhasebe sorumlusu gerçekleşen muamelelerin yasal defterlere kaydını,

Ya hatalı bir işlem yaparsam ? Ya ileride bir işlemi değiştirmek zorunda kalırsam ? gibi düşüncelerle erteleyebilmektedir.

- İşletmede gerçekten bazı vergisel planlamalar yapılmakta veya vergi kaçırılmaktadır. Dolayısıyla işlemler bu çerçevede programlanıp defterlere intikal ettirilmektedir. Bu durum, defterlerin uzun dönemlerde, belkide dönem sonlarında bir kez, yazdırılmasına yol açmaktadır.

Eğer iyi niyetli mükellef ve muhasebe sorumlusu yalnızca ileride doğabilecek düzeltmeler ya da hatalı işlem yapmak gibi çekincelerle defterlerini yazdırmıyorlarsa, -Yasal defterlere işlenmeyen belgelere dayalı olarak indirdikleri KDV’nin reddi ve ziyaa uğratılan verginin cezalı tarhiyatı gibi ağır müeyyidelere maruz kalacaklarını tekrar vurgulayarak- şu hususları hatırlatmakta fayda görüyoruz.

Hatalı kayıtların ilgili dönem içerisinde tespit edilmesi halinde VUK’ nun 217. maddesi hükmü uyarınca gerekli tashih kayıtları yapılarak düzeltilmesi mümkündür. Hata, gerekli işlemler, beyan ve bildirimler ( KDV beyannamesi, muhtasar beyannamesi gibi ) yapıldıktan sonra mükellef tarafından belirlenirse, bu durumda muhasebe kayıtlarının düzeltilmesi yanında bildirim ve beyanların da düzeltilmesi gerekir. Bu düzeltme de VUK’nun 371. maddesi kapsamındaki pişmanlık hükümlerine uygun yapılırsa mükellefe iyiniyet kuralları çerçevesinde herhangi bir vergi ziyaı cezası kesilmeyecek, yalnızca eksik beyan ettiği vergi, pişmanlık zammı ile birlikte tahsil edilecektir.

Kaldı ki yapılan hataların yaptırımlara konu olabilmesi genellikle bildirim ve beyanlardan sonra gündeme gelebilecektir. Vergi denetim elemanlarının da genellikle beyan ve bildirim yapılmadan önce tespit ettikleri hatalar konusunda, bunların düzeltilmesini önermek ve gerekiyorsa bazı usulsüzlük cezaları uygulamak dışında yapabilecekleri bir işlem yoktur.

5. YEVMİYE DEFTERİ YAPRAKLARININ TASDİKSİZ ARKA YÜZLERİNE YAPILAN KAYITLARIN GEÇERLİ OLUP OLMADIĞI TARTIŞMALIDIR :

Bilindiği üzere noterler printerde yazdırılmak üzere tasdik ettikleri defter yapraklarının önyüzlerini numaralandırmakta ve onaylamaktadırlar.

Bu şekilde tasdik edilen defter yıl içinde bittiğinde yılın geri kalan kısmına ait kayıtların bu yaprakların arka yüzlerine yapılmasının yasal açıdan geçerli olup olmadığı tartışma konusu olmaktadır.

Bu konuda bizim önerimiz, sorun yaşamamak için, tasdiksiz arka yüzlere kayıt yapılmasından kaçınılmasıdır. Bunu sağlayabilmek için de, dönem içinde defter kayıtlarının düzenli olarak bastırılarak, kalan sayfa adedinin takip edilmesi, yetmediği noktada yeni sayfaların tasdik ettirilmesi gereklidir. Bu, KDV indiriminin yanı sıra, yasal defterlerin olası uyuşmazlıklarda delil olarak kullanılabilmesi konusunda ortaya çıkabilecek tereddütleri de önleyecektir.


Yasal defterlerin, su baskınına uğrama, yanma, çalınma gibi nedenlerle veya sair sebeplerden ibraz edilmemesi halinde ;

- Tüm KDV indirimleri reddedilmek suretiyle tarhiyat yapılabilir.

- Hasılat, maliyet ve gider kayıtları ibraz edilememiş olacağı için kurumlar vergisi açısından takdire sevk işlemi yapılabilir. (VUK Md:30/3)

- Mevcudiyeti noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olan defterlerin inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi “gizleme” demektir ve gizleme suçu, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası gerektirmektedir. (VUK Md.359/2)

Görüldüğü gibi, resmi defterlerin ve özellikle yevmiye defterinin yasal süresi içinde tasdik ettirilmesi yine yasal süreler içinde yazılması ve istenildiğinde ibraz edilmesi hayati önem taşıyan konular olup, her mükellefin yasal defterlerine sahip çıkması ve bunları ibraz edemiyor duruma düşmekten kaçınması gerekmektedir.

6. SONUÇ :

KDV’nin yüklenildiğini tevsik eden belgeler indirimin dayanağıdır. Bu belgelerin yasal defterlere kaydedilip kaydedilmemesi indirim mekanizmasının esasını etkilemeyecek bir usul meselesidir. Kanun Koyucunun bir usul meselesini vergi indirim hakkının esas unsuru olarak düzenlemesi yanlıştır ve vergileme prensiplerine aykırıdır. Kanun Koyucu mükellefleri disiplin altına almak istiyorsa, usulsüzlük cezalarını artırmalıdır.

Ancak her ne kadar haklı ve adilane olmasa da, mevcut şeklini koruduğu sürece Kanun hükmünün yaptırım gücü, yukarıdaki bölümlerde bahsettiğimiz üzere çok vahim sonuçlara neden olabileceğinden, mükelleflere, ilgili dönem beyannamesinde indirim konusu yaptıkları KDV’lere dayanak teşkil eden belgelerin, yasal defterlerine, KDV beyan süresi içerisinde mutlaka yazdırılması (veya e-defter beratlarının yasal süresi içinde oluşturulması) konusunda titiz davranmaları gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isteriz.

Bununla birlikte bir vergi incelemesi sırasında, mükelleften defter ve belgelerinin ibrazını isteyen inceleme elemanının, bu yükümlülüğün yerine getirilmesi için belli bir süre tanıması gerektiği ve mükellefin ibraz için 15 günden az olmamak üzere süre isteme hakkı olduğu da unutulmamalı, ancak bu süreye güvenerek yevmiye defteri yazma konusu ihmal edilmemelidir.

En azından geçici beyannamesi verilen 3 aylık döneme ait yevmiye defteri yazdırma işlemi, geçici vergi beyanını takip eden birkaç gün içinde tamamlanmalıdır.

ETİKETLER : defter tasdikleri yevmiye defteri
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Muhasebe haberleri

E-Mail Bülten Kaydı

Köşe Yazarları TÜMÜ +

ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR

Sosyal Medya


Döviz Kurları

Arşiv Arama

- -
MALİ BİLGİ | Mali Haber Merkezi
© Copyright 2017 Mali Haber Merkezi. Tüm hakları saklıdır.
Hesaplamalar
Gib-Gecikme Zammı ve Faizi Hesaplama
Netten Brüte Ücret
Kıdem İhbar Tazminatı
SGK
e-bildirge
SGK Hizmet Dökümü Sorgulama
Ne Zaman Emekli Olabilirim
Sorgulamalar
Adres Kayıt Sistemi
Resmi Gazete
Merkez Bankası Kurları
SMM Odaları
İstanbul SMMM Odası
Ankara SMMM Odası
İzmir SMMM Odası
YMM Odaları
İstanbul YMM Odası
Ankara YMM Odası
İzmir YMM Odası